14 Eylül 2018 Cuma
Unutmak ve Alışmak Üzerine
Hepimizin başından çok üzücü,kalbimizi paramparça eden olaylar geçmiştir mutlaka. Dünyanın durmasını istediğimiz,herkesin bizimle birlikte üzülmesini istediğimiz zamanlar olmuştur. Ama öyle ya da böyle bu zamanları atlatmışızdır mutlaka. Çünkü insanız. İnsan kelimesi nisyandan türemiştir yani "unutan" demektir. Hatta "alışan" anlamına gelen ünsiyet kelimesinin de insan kelimesinin bir kökü olduğu söylenir. Bediüzzaman Said Nursi "İnsan nisyandan alındığı için nisyana müpteladır."diyor. Dostoyevski ise "Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır."diyor. Alışmak ve unutmak insanı aşağılık yapacak kadar kötü bir eylem mi sahiden ? Bence bazen evet ama bazen de hayır. Unutmak ve alışmak, zaman gibi göreceli bir kavram bence. Düşünsenize insan ölüm gibi bir gerçekle yaşıyor ve bu gerçeği zaman zaman unuttuğu için hayatına devam edebiliyor. Belki her gün aklımıza geliyordur bu gerçek ama her saat her dakika aklımıza geldiğinde hayatımıza devam edebilir miydik ? Ya da yaşadığımız acı dolu hatıraları hiç unutamasaydık kalbimiz her gün aynı yerinden acısaydı yaşam bizim için bir ızdırap haline gelmez miydi ? Black Mirror dizisinin 1.sezon 'Senin Tüm Geçmişin' isimli 3.bölümünde bu konunun üstünde durulmuş. İnsanlara takılan bir beyin çipi sayesinde insan tüm yaşadığı olayları belleğine kaydediyor ve çipin kumandası ile olayları eğer isterse yüzlerce kez tekrardan izleyebiliyor. İlk başta kulağa çok hoş gelen bu özellik diziyi izledikçe aslında hiç unutmamanın ne kadar korkunç bir şey olduğunu gözler önüne seriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ''İnsan ömrü,unutmanın şerbetine yiyecek kadar muhtaç.'' derken ne kadar da haklı olduğunu anlıyor insan bir kez daha. Ancak unutmanın göreceli bir kavram olduğunu söylemiştim. Çünkü bazen unutmamız gereken şeyleri her gün hatırlayıp unutmamamız gereken şeyleri ise hiç hatırlayamıyoruz. Bu da bize unutamamak kadar acı verebiliyor. Bu konu hakkında da şimdiye kadar okuduğum en ilginç ve en güzel kitap olan " İnsanın Acayip Kısa Tarihi"nde Güray Süngü bazen unutmanın da ne büyük bir felaket olabileceğini şu cümlelerle anlatıyor: "Sabaha kadar dualarla acı dinsin diye unutmayı dilenmişsem yüce mevlamdan. O da kabul etmişse dualarımı,unutturmuşsa acımı dindirmişse sabah uyandığımda. Acı diner. Unutursun acı diner. Acıyı unutursun acı diner de hayattan acıyı çıkar geriye ne kalır ki? .... Allah'ım unutturmuş bana acımı,şükür ama... insanı insan yapan çektiği acılarıymışsa. Hafıza dediğin kederdir katip yaz bunu. Dünya boşlukta nasıl duruyor sanıyorsun. O boşluk değil keder. Kederi çıkar,dünya düşer. Unutma. Unutma. Unutma." İşte böyle umarım sizi hayattan koparacak kötü şeyleri unuturken sizi dert sahibi yapacak doğru şeyleri ve en önemlisi de "insan" olduğunuzu hiç unutmazsınız. 🌿
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Benim hala umudum var:kpss
Blogumun hakkında kısmında yer alan "Gece gündüz kpss çalışması gereken zamanda blog açan bir insandır kendisi" yazısına ithafen n...
-
Hayattaki her olayın,her insanın,her kitabın,her filmin,her dizinin kısaca hayatımızdaki her şeyin sonu iyi ya da kötü bitsin insana bir ş...
-
Blogumun hakkında kısmında yer alan "Gece gündüz kpss çalışması gereken zamanda blog açan bir insandır kendisi" yazısına ithafen n...
-
Etrafında milyonlarca kar taneleri gibi uçuşan kelimeler olmasına rağmen bu kelimeleri şimdiye kadar hiç kullanamamış ama kelimelerin gücü...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder