20 Aralık 2020 Pazar

2020 Neler Öğretti? İyi Bir Öğretmen Miydi?

 Hayattaki her olayın,her insanın,her kitabın,her filmin,her dizinin kısaca hayatımızdaki her şeyin sonu iyi  ya da kötü bitsin insana bir şeyler katabileceğine inanıyorum.Her insan bir şey öğretmek için girmiştir hayatımıza ya da çıkmıştır,her film,her kitap bir şeyler katmıştır benliğimize belki de hiç fark etmesek bile.Her günü ayrı olaylarla dolu olan,böylesi ancak filmlerde olur dediğimiz her şeyi yaşadığımız,uzun yıllar boyunca aklımızdan çıkmayacak olan 2020 yılı da bize çok şey katmıştır şüphesiz. Ya da bizden çok şey de götürmüş olabilir. Her iki durumda da bize öğretmek istediği bir şeyler varmış demek ki.Evet yaşadığımız hiçbir şey 2020'nin kendisinden kaynaklı değildi ama yıl sonları insanın kendi muhasebesini yapabilmesi için güzel bir zaman dilimi bence.Kendime sorduğum 1 yıl boyunca neler öğrendin sorusunun cevaplarını sizinle de paylaşmak istiyorum. 

İlk olarak ölüm korkusu,sevdiklerimizi kaybetme korkusunu unutmadan yaşamanın ne denli zor bir şey olduğunu öğrendim-öğrendik hepimiz.Gelişim psikolojisi dersinde hocamız insanlar ölüm korkusunu unutabildiği için hayatlarına devam edebiliyor demişti.Bunu deneyimlemiş olduk hep beraber.Yine hayatımıza bir şekilde devam ettik ama korku ve kaygıyla. Simyacı'da ''yüreğine acı korkusunun,acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.'' diye bir cümle vardı. O cümlenin ne kadar doğru olduğunu öğrendim. En çok bu korku hali yordu bizi. Hepimiz eskiden şikayet ettiğimiz hayatlarımızı özler olduk. Ne kadar çok şikayetçiymişiz onu da öğrendim. Çözüm odaklı olmak zor geldiği için sanırım sürekli her şeyi şikayet edip durmuşuz ki maalesef bazen hala yapıyoruz bunu.

Karantina boyunca insanlar yalnız hissetmesin diye uğraşan,kaygılarımızı azaltmak için sürekli canlı yayınlar yapan birçok sanatçı,yazar,psikolog tanıdım. Bir süre sonra yeter artık bu canlı yayın bildirimlerinden bıktım diye şikayet etsem de -işte yine hep bi şikayet-sonradan bir yerlerde benimle aynı korkuları,kaygıları hisseden insanların olduğunu bilmek iyi geldi bana. İnsanın bireysel bir varlık olmadığını öğrendim bir kez daha.Sevincimizi,üzüntümüzü,kaygımızı ne kadar paylaşabiliyorsak o kadar insanız hepimiz de.

Arkadaşlığın,dostluğun değerini anladım bir kez daha. Uzun zamandır görüşemesek de sanal bir dünyaya hapis olsak da o sanal dünyadan bile desteklerini hissettirebilen dostlukların çok kıymetli olduğunu öğrendim.

Duanın,kelimelerin,meditasyonun gücüne hep inanırdım ama 2020'de bir kez daha şahit oldum bu güce ve düşüncelerimizin ne kadar inanılmaz olduğunu öğrendim.2019'un sonundan beri Ayşe Tolga'nın titreşim yükseltme meditasyonunu yapıyordum ve yine Ayşe Tolga'nın kanalında niyet tablosu videosunu denk geldim.Videoyu izledikten sonra 2020 için resimli bir niyet tablosu oluşturup duvarıma asmıştım bile. Bununla ilgili meditasyonumu  da yaptım. 2020 için bir sürü dileğim vardı ancak tüm kalbimle istediğim tek bir şey vardı o da kedi sahiplenmek.Niyet tablom için de bir kedi resmi bulup tabloma yapıştırmam gerekiyordu. Tüm kitaplarımı taramama rağmen sadece bir tane sarman kedi resmi bulabilmiştim ve neden bilmiyorum sarman kedi istemiyorum ya başka hiç kedi resmi yok mu diye hayıflanmıştım. Bulamayınca o sarman kediyi yapıştırmak zorunda kaldım. Zaten 2020'de bir kedi sahiplenebileceğime de hiç inanmıyordum ama dediğim gibi tablomdaki dileklerden en çok istediğim şey ve olmasını istediğim için sürekli dua ettiğim şey kedi sahiplenmekti.


 Sonra nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bembeyaz 1 yaşındaki bir kediyi sahiplenmek üzere buldum kendimi. Sonra tekrar nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde işler değişti ve canım bebeğim Müstesna'm ile yollarımız kesişti. Tahmin edersiniz ki kendisi sarman bir kedi. Kısaca titreşimlere,frekanslara,olumlu düşüncenin gücüne şahit olduğum bir yıl oldu benim için 2020.



Ayrıca Müstesna ile birbirimizi bulduktan sonra ondan gerçek aşkı,saf sevgiyi ve huzuru,bir canlının sorumluluğunu almayı öğrendim. Evinizi patili bir dostla paylaşmanın dünyanın en güzel duygusu olduğunu tattım ve bunca zamandır böyle bir duygudan mahrum kaldığım için üzüldüm. Çocukluk yıllarımda böyle bir dostum olsaydı belki her şey daha kolay olurdu.Atanınca öğrenci velileri ile yaptığım ilk toplantıda onları bir kedi,köpek ya da tavşan sahiplenmeleri için teşvik etme kararı aldım. Çünkü dünyadaki tüm çocuklar bu güzel duygularla erken yaşta tanışmalı bence.

Son olarak insanın her şeye alışabilen bir varlık olduğunu ve sevginin dünyadaki en katlanılmaz şeyleri bile katlanabilir hale getirdiğini öğrendim.

2020 iyi bir öğretmen miydi,öğreteceklerini başka şekilde öğretemez miydi tartışılır ama ne kadar üzülüp ağlasak da geriye dönüp baktığımızda güzel anılar daha çok yer ediniyor kalbimizde.2020'de çok ağladığım,sevdiğim insanları kaybettiğim,başarısız olduğum,korona ile mücadele ettiğim,umutsuzluktan,kaygıdan ne yapacağımı bilemediğim günler de oldu tabii ve olmaya devam da edecek. Çünkü hayat böyle bir şey. Önemli olan hayatın her anını doyasıya yaşayabilmek,yolun sonucundansa yola odaklanabilmek,yolda kalabilmek.Sonuç ne olursa olsun yolu güzelleştirebilenlerden olabilmek dileğimle. Hadi şimdi siz de bu yıldan öğrendiğiniz şeyleri yazın ve 2021 için bir niyet tablosu oluşturun kendinize.Sevdiklerimizle sağlık,huzur ve mutluluk dolu yıllar diliyorum hepimize.


26 Şubat 2020 Çarşamba

Hayaller ve özlemler

Küçüklüğümden beridir hep okulsuz bir kış tatilinin hayalini kurardım. Kışı çok severdim ama hep okulda olduğum için kış mevsimini doyasıya yaşayamadığımı düşünür keşke 3 aylık yaz tatili ile 15 günlük kış tatilinin yeri değişse diye dua ederdim. Geçen sene de mezun olacağım için çok üzüldüğüm zamanlarda hep 'bak hayalini kurduğun okulsuz kış tatilini yapabileceksin' diye kendimi teselli etmeye çalışırdım. Vizelerden,finallerden,bütlerden kurtulacaksın,her gün okula gitmek zorunda olmayacaksın,ağlayarak doldurduğun bir staj dosyası olmayacak vs. gibi bir sürü teselli. Tabii şimdi vizelerin,finallerin o stresini,her gün okula gitmeyi hatta ağlayarak staj dosyası doldurduğum  zamanları bile çok özlüyorum. Seneye de ağlayarak kpss çalıştığım bugünleri özler miyim pek sanmam ama belki de özlerim. İnsan hep özleyen bir varlık ve hep bekleyen. Yazın kışı özleyen,kışın yaz gelmesini bekleyen. Ne yoksa o an ne uzaksa insandan özlem beliriveriyor aniden. Hiç özlememek daha iyi mi olurdu sanki diye düşündüğüm zamanlarda hep iyi ki özlemek diye bir duygu var diyorum. Bazı zamanlar ne kadar can yaksa da ne kadar insanı çaresiz bıraksa da iyi ki özlemek var. Çünkü her duygu insanı büyütür ama özlemek insanı olgunlaştırıyor. Yaşadığı anın kıymetini bilmeyi öğretiyor insana. Her an çok özel ve çok güzel ve her anın kendine özel bir büyüsü var. Dilerim hepimiz hayatımızdaki her anın tadını çıkartabiliriz. Bu arada okulsuz kış tatilinin de pek bir numarası yokmuş ya da "bir hayalin gerçekleşmesinin aslında en büyük hayal kırıklığı olduğunu öğrenecek kadar" büyümüşüm. Ama aynı zamanda her hayal kırıklığında daha büyük,daha imkansıza yakın hayaller kuracak kadar da küçüğüm hala. İnsanı ikiye bölseler görürler yarısı özlem yarısı hayal.Özlemleriniz çok kavuşmalarınız daha da çok olsun,kurduğunuz hayaller hiç bitmesin sevgili dostlarım.💫

Benim hala umudum var:kpss

Blogumun hakkında kısmında yer alan "Gece gündüz kpss çalışması gereken zamanda blog açan bir insandır kendisi" yazısına ithafen n...