Film dünyadaki ve ABD'deki ırkçlığı gözler önüne sererken bu üç siyahi kadının ABD'nin ırkçı tutumuna karşı mücadelesini,asla pes etmemelerini,bu ırkçılığa rağmen ülkelerine hizmet etmek için canla başla çalışmalarını,birbirlerine desteklerini anlatıyor. Film insanın yüreğini coşkuyla dolduruyor. İnsanlar için küçük ama insanlık için büyük adımlar attırmanın ne kadar harika bir duygu olduğunu tadıyorsunuz. Ayrıca ABD'nin ırkçılığına rağmen bu 3 siyahi kadının ülkelerine hizmet etmeyi öncelikli görevleri haline getirmeleri beni filmde en çok etkileyen olaylar arasındaydı. Zira onlara böylesine çirkin davranan bir ülke için sahip oldukları en önemli özelliklerini,muhteşem zekalarını kullanmak istemeyebilirlerdi. Filmi kısaca anlatmak gerekirse:
ABD ile Rusya uzaya insan göndermek için bir yarış içindedir. ABD,bu iki kişilik yarışta 2. olmamak için çok uğraşır ve bunun için özel bir ekip kurar. Katherine G. Johnson da tamamı erkeklerden oluşan bu ekibe tek siyahi kadın olarak daha sonradan dahil olur.
Ekip hırslı bir şekilde çalışır ancak bu hırsları pek işe yaramaz ve Rusya, ABD'den daha önce Yuri Gagarin'i uzaya gönderir. ABD artık bir şeyler yapmak zorunda hissederken Katherine G. Johnson sayılara olan aşkı ve çalışma azmi sayesinde John Gleen'in dünya yörüngesine çıkan ilk Amerikan astronot olmasına yardım eder. Tabii bu sırada Dorothy Vaughan da kendi emekleriyle Fortran programlama dilini öğrenip NASA'nın ilk hesaplayıcı bilgisayarının amiri oluyor. Mary Jackson ise ilk kadın mühendis olabilmek için derisinin renginin bir engel olmadığını kanıtlıyor herkese. Filmde uzay,matematik,dayanışma,arkadaşlık,aşk,sabır kısaca güzel olan her şeye yer verilmiş. İzledikten sonra bu 3 muhteşem kadınla tanıştığınız için çok mutlu oluyor ve iyi ki dünyamızda böyle insanlar var diyorsunuz.🌌

